| olay bu noktada oyundaki diplomatların değerini çok ama çok arttırıyor, tahmin edeceğiniz üzere. Her zaman olumlu ilişkiler yürütmeye, diğer devlet liderlerine yolladığınız diplomatların en iyi şekilde geliştirmiş ve diplomatik ilişki gücünün iyi derecelerde olması ilişkilerinizin olumlu yönde gelişmesini sağlayacaktır. Diplomatik ilişkilerde karşı tarafa çok acımasız teklifler sunmanız, sert davranmanız halinde o devletle ilişkilerinizin bu kadar basit görünen bir sebepten bile bir anda çökebileceği her an aklınızda olsun.
Diğer devlet liderine hediyeler sunmak, olumlu konuşmak ise size inanın yarar sağlayacaktır. Karşınızdaki kişiye sunmuş olduğunuz teklifin, onlar tarafından nasıl bir tepkiye yol açacağını henüz teklifi sunmadan, ayarlama aşamasındayken görmeniz mümkün ki bu işlerinizi biraz daha kolaylaştırıyor. Generous(cömertçe) olduğunu gördüğünüz bir teklife karşı taraf balıklama atlayabilecekken, balanced(dengeli) görünen bir anlaşmayı kabul etmeyebileceklerdir. Aynı şekilde demanding(kabulu zor) görünen bir anlaşmanın kabul edilebileceğini görebileceğiniz gibi ,very demanding(kabulü çok zor) görünen bir anlaşmadan olumlu bir sonuç beklemeniz saçma olacaktır. Anlaşmanın muhatabı olan kişinin size anlaşmanın kendisine çok uzak olmadığını göstermesi manasına gelebilecek bir hareket olarak karşı bir teklif alabileceksiniz. Onlarda size öyle olmasın da böyle olsun diyebileceklerdir. Fakat öyle bir durum var ki bir çok devlet adamı, eğer devlet ve kişisel ilişkileriniz çok kötü durumdaysa, cömertçe yaptığınız teklifleri bile sırf sizden gelmiş olduğu için geri çevireceklerdir. Anlaşmaların kabulünde veya olumlu yönde gelişmesinde diplomatınızın Influence(etkileme) gücünün yüksekliği de çok önemli bir faktör. Hatta bu faktör birçok noktada sizin devlets ilişkilerinizin dahi önüne geçebiliyor.
Diğer devletlere sunabileceğimiz teklifler oldukça fazla diyebilirim. Bir birliğin kendinize bağlanmasını talep etmeniz, bir ülkeye dostluk teklif etmeniz, ticaret yollarını açmayı istemeniz, şunlara saldır demeniz, onları vergiye bağlamak istemeniz, hatta köle haline getirmek istemeniz(bana bağlı ol gibi) , bir şehirlerini isteyip, ver yoksa saldırırım demeniz, aynı şekilde bunları onlara sunmanız da mümkün. Sana şu kalemi vereyim bana şu kadar süre bu kadar para ver gibi bir teklif sunmanız da mümkün. Anlayacağınız oyunda diplomatik oldukça fazla seçeneğimiz var. Harita bilgisi vermekten tutun, karşı tarafı vergiye bağlamaya kadar birçok detaylı seçenek var kaşımızda. Alt taraftaki teklifin karşı taraf için nasıl göründüğünü gösteren yazılar ise karşı tarafın kabul edip etmeyeceği üzerinde bir tahmin yürütmenize yardımcı olacaktır. Diplomatik ilişkiler sadece diplomatların faaliyetleriyle de sınırlı değil. Oyunda bir yenilik olarak karşımıza çıkan tüccarlar ile de bir nevi diplomatik ilişkide bulunma şansımız var. Fakat bunları sadece diğer ülkelerin tüccarlarıyla gerçekleştirebiliyorsunuz. Bu ülkenize belirli bir süre ek gelir gelmesine sebep olacaktır ve inanın bir süre sonra sizin için iyi bir gelir kapısı haline gelebiliyorlar. Özellikle paraya sıkışık olduğunuz bir dönemde size bir turn�de 2500 altın getiren bir ticari anlaşma sizi gerçekten rahatlatabiliyor. Fakat böyle bir uğraş içindeyken tüccarınızı kaybetmeniz tehlikesi de mevcut. Diplomatik ilişkilerle ilgili askerlerin de şu noktada etkisi oluyor. Her ne sebeple olursa olsun, ilişkinizi iyi tutmak istediğiniz ama dostunuz olmayan bir ülkenin topraklarına askeri birimlerinizi sokmayın. Bu o devlet tarafından bir tehdit olarak görülecek ve sizinle olan ilişkilerinin kötüleştiğine dair bir uyarı alacaksınız. Niyetiniz saldırmak olmadığı sürece haritayı açmak amacıyla dahi olsa da birimlerinizi düşman topraklarında bulundurmayın. Askerler diplomatik ilişkileri olumlu yönde de etkileyebilirler. Zor durumda kalan bir devlete yardım için onlara saldıran bir birliği geri teptiğiniz durumda veya savaşta bir devlete yarım ettiğiniz zaman, onlar size çok büyük bir oranda ısınacaklar ve her türlü diplomatik ilişkinizde olumlu yönde gelişmeler ve kolaylıklar olacaktır. Bir devletle dostluk anlaşması yapmak inanın gerçekten çok zor. Hele ki o devlet size karşı bir takıntıya sahipse toprak dahi verseniz sizinle dost olmak istemeyebiliyorlar. Ama bu şekilde ilişkilerin iyileştirilmiş olduğu bir ülke dostunuz olmak isteyecektir. Agents Deyip Geçmeyin
Oyunda Agents olarak adlandırılan birimlerin etkisi tahmin ettiğinizden çok daha öte. Örnek verecek olursak, bir imamın bir şehri elinizde tutabilmenize yaraması gerçekten ilginç ama bir o kadarda mantıklı bir durum aslında. Diplomatlardan uzun uzun bahsettik. Bunun dışında, “Imam , Merchant(Tüccar), Spy(Casus), Assassin(Suikastçi)” olmak üzere 4 ayrı birim daha mevcut Türkler için. Diğer Müslüman devletlerde de bunlar aynı fakat Hristiyan olan ülkelerde farklılıklar mevcut. Diğer ülkelerde Priest, Princess, Cardinal, Inquisitor gibi birimlerle karşılaşacaksınız. Bunların dışında Witch(cadı) ve isyancılara ait olan Heretic�lerden bolca görmeniz mümkün olacaktır. Bunlar tamamıyla inançlardan uzak, kendi bildikleri doğruları yayan insanlar. Elinizdeki piety(dindarlık) puanı düşük olan bir imamın heretic olup, peygamberliğini ilan etmesi de mümkün oluyor. Bulunduğu bölgedeki insanları da bu şekilde kendi yoluna çekebiliyor. Bu da haliyle isyan çıkma ihtimalini iyice arttırıyor.
Tüm agent birimlerinin görevi gerçekten hayati. Bu konuda casusların görevi çok daha azmış gibi düşünebileceksiniz. Ama kuşatmış olduğunuz kalenin içinde daha önceden sokmuş olduğunuz casusun size içeriden kapıları açtığını görünce bu fikriniz direkt olarak değişiyor. Yani casusların tek görevleri, düşman birim, kale ve şehirlerinden bilgi almak değil oyunda. Böyle bir ek görevleri de mevcut. Ayrıca içine casus sızdırılmış bir kale veya düşman ordusunun içerisinde suikastçıların işlerini yapmaları çok daha kolay oluyor. Suikastçılar oyunda çok can alıcı bir görev yapmaktalar (gerçekten can alıyorlar). Düşman kalelerinde, şehirlerinde yaptıkları sabotajlar düşman ülkeye ekonomik zararlar verebiliyorken, bir düşman birliğinin komutanını öldürerek, kralı veya prensi öldürerek düşmana büyük darbeler vurmanız mümkün olacaktır. Bu tür suikastlar öldürülen kişinin önemine göre oyunun gidişatında önemli değişikliklere sebep olacaktır. Sizi sevmeyen bir kralı öldürdüğünüzde onun yerine başa geçecek kişinin size karşı nefreti, eski kral kadar çok olmayabilecek ve böylece anlaşmalarınız da kolaylaşacaktır. Öldürülen iyi bir komutanın ordusu artık başlarında iyi bir komutan olmadığı için daha kolay yenilebilecek hale gelecektir. Aynı şekilde suikastçılar diğer agent ünitelerini de öldürebilmekteler. Bu ve bunun gibi birçok şekilde, suikastçiler düşmana en az zarar görerek ve hatta hiç dikkat çekmeden zarar verebilmenin en iyi yolu. Başınıza bela olmuş bir Moğol akınını başlarındaki komutanlara iyi suikastçılarla yapacak olduğunuz suikast girişimleri, onları yıldırıp geri çekilmelerini sağlayabilecektir. Suikast ve sabotaj girişimleriniz sırasında bir video penceresi açılıp size neler olduğunu biraz da temsili olarak görmeniz imkanı sunuluyor. İsterseniz bu videoları bir daha gösterme diyebilirsiniz oyuna. Din adamları ise, gönderilmiş oldukları topraklardaki insanları kendi (oyundaki) dininize çekmenizi sağlıyorlar. İmam, Priest(papaz), Cardinal gibi birimler insanları dine çağıran kişiler olarak görünmekteler. Hepsi bulundukları bölgedeki insanları kendi dinlerine çağırmak görevinin dışında ortak bir özellik olarak, etrafta bulunan heretic ve witch�lerin yok edilmesini sağlayabiliyorlar. Ünitelerden Priest üretebiliyoruz ve bu priestlerin dindarlık puanına göre ileride Cardinal ve hatta daha sonra Papa’nın ölümüyle Papa olmaları ihtimali bile mevcut. Din adamlarının önemi gerçekten çok büyük. Sahibi bulunduğunuz toprağın halkı ne oranda sizin dininize bağlı ise, size bağlılığa da o oranda yüksek olacaktır.Tmamen başka dine mensup olan bir halk dizi çok fazla istemeyecektir. Bu konuda ele geçirdiğiniz toprakların dinini değiştirmek için orada bu tür bir yöntem uygulamanız gerekecektir. Bir yeri ele geçirmeden önce de oraya din adamı yollayıp dinini değiştirme, en azından bir kısmını kendi dininize çekebilme şansınız var. Din adamların inanç puanının yüksekliğine oranla, bulunduğu bölgeyi kendi dinine çekme ihtimali daha da artacaktır. Tüccarlardan da yine kısaca bahsedecek olursak, diğer ülkelerin tüccarlarıyla belirli ticari anlaşmalar yaparak, o ülkeyle olan ticari bağlantılarınızı ve ticaret gelirinizi arttırmanız mümkün. Ticari anlaşmalar yapabilmek için tüccar’ın finance puanının yüksekliği çok önemli bir faktör. Agent birimleri harita üzerinde serbestçe dolaşabilmekteler ve askeri birimlerin dışında rahatça seçilebilmekteler.Stratejik Harita ve Gerçekçi Dünya
Total War serisinde her oyunda çok daha başarılı ve çok daha detaylı bir stratejik harita ile karşılaşıyoruz. Grafiksel gelişim bu seferde gözle görülür ölçüde iyi. Tüm kaplamalar oldukça iyi yapılmış. Her ne kadar birebir her yer doğru yansıtılmış demek mümkün olmasa da, yine de oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. En azından coğrafi hatalar yapılmamış. Her şey olduğu haliyle, olması gerektiği gibi duruyor. Stratejik harita üzerindeki detaylardan bazıları da, etrafa serpiştirilmiş olan ticari kaynaklar. Oradaki görüntüye bakarak, bir şehri ele geçirdiğinizde ne gibi bir ticari gelir kaynağına ekstradan sahip olabileceğinizi anlayabilirsiniz. Bazı bölgelerde yün, bazı bölgelerde ipek kumaş, bazı bölgelerde kumaş boyası vs. gibi aklınıza gelebilecek birçok ticari gelir kaynağı var ve hepsinin getirisi farklı. Stratejik haritada serbestliğimiz oldukça yüksek. Birimlerimizi istediğimiz bölgeden, şartları çok fazla zorlamadığımız taktirde ilerletmemiz mümkün. Gidilen bölgenin coğrafik şartlarına oranla birimlerinizin ilerleme hızı da değişiyor. Yeşillik bir sahada tek turn de gidebileceğiniz mesafe için çölde yaklaşık 3-4 turn harcamanız gerekebilir. Birimlerin ilerleme hızını etkileyen bir diğer unsurda, orduların içerisinde bulunan birimlerin türleri. Sırf atlı askerlerden oluşan bir birimin hızıyla, top gibi bombardıman için kullanılan birimlerin ilerleme hızı arasında çok büyük farklar var ve ordularınız, içerisinde bulunan en yavaş birimin hızına göre hareket etmek zorunda kalacaklardır.

Oyunda bir çok doğal olayla karşılaşmamız mümkün. Fırtınalar, seller, depremler, salgınlar gibi bir çok olay harita üzerinde efektlerle görülebilmekte. Bunlar şehrinize ve askerlerinize zarar verdiği gibi, ekonominize de büyük darbeler vurabilmekteler. Yıkılan finansal getiri sağlayan bir binanın yanı sıra kaybettiğiniz üniteleri ve binaları yerine koyabilmek için harcadığınız paralar, size istem dışı büyük zararlar verebilmekte. Eğer şehir içinde yıkık veya zarar görmüş binalar varsa, halkın mutluluk oranı büyük ölçüde düşecektir. Yönetimden memnun olmadıklarında da aynı tepkiyi gösterecek olan halkın Riot(ayaklanma) yapmaları ve her turn askerler kaybedip, gün geçtikçe şehirdeki mutluluk oranının azalması ve sonuç olarak da halkın isyan etmesi ve sizin şehri kaybetmeniz mümkün olacaktır. O yüzden şehirlerinizdeki halkı mutlu edecek binaların yapılması, yeterli oranda askeri birimin şehirde bulunması, şehrin ekonomi, sağlık ve sosyal yaşantısı için gerekli atılımların yapılmış olması, halkı size daha bağlı ve daha mutlu edecektir. Bu noktada anlayacağınız üzere, halkın mutluluğu bir noktada her şey manasına geliyor. Harita üzerinde denizlerde de hâkimiyetiniz çok önemli. Ortalıkta gezen düşman gemileri, isyancı gemileri sizin ticari anlaşmalarınız olsa dahi bunların gerçekleşmesini engelleyebilecek durumdalar. Diğer bir ülke ile veya kendi deniz yoluyla ulaştığınız diğer bir şehrinizle yaptığınız deniz ticaretini, ticaret yolu üzerinde duran bir düşman veya isyancı gemisi engelleyecek ve buda ekonominize zarar verecektir. Aynı şekilde karasal ticaret yollarında da, yol üstlerinde duran isyancı veya düşman birlikleri ticaretin kesilmesine sebep olacaktır. Harita üzerinde ticaret gemilerini ve kervanları ticaret yolları üzerinde hareket halinde görebilirsiniz. Ticaret yolundaki araçlar ne kadar yoğunsa, ticaretin gerçekleştiği o iki bölge arasındaki ticaret de o oranla iyi demektir. İki şehir arasında ticaret yolu yapmış olmanıza rağmen, yol üzerinde hiç bir ticari araç göremiyorsanız, yol üstünde düşman ve genellikle isyancı birliği olduğunu anlayabilirsiniz. Bunları oradan temizlemek için ise o bölgeye bir birlik göndermeye hazırlanmanız gerekecektir. Bu tür bölgelerde isyancı birliklerinin çıkmış olmasının sebebi olarak, mutluluk oranı çok düşük olan halkı gösterebiliriz. Ticaret yollarında ise, şehrinizde yapmış olduğunuz yol gelişmelerine oranla, ticaret daha iyi ve daha akıcı olarak devam edecektir. Stratejik harita üzerindeki çizimler çok başarılı. Grafiksel gelişime burada da tekrar şahit oluyoruz. Haritanın çiziminin dışında harita üzerindeki birimleri, orduların görüntüsü ve animasyonları da geliştirilmiş durumda.
Oyunda sürekli yeni şeyler çıkmakta, birileri tarafından yeni icatlar yapılmakta ve bu konuda oyun tarafından size hatırlatmalar gelmekte. Barutlu silahların icadı, büyük topların icadı, denizaşırı seyahat edebilen gemilerin ve pusulanın icadı size anlık olarak bildirilmekte. Denizaşırı seyahat gemilerinin bulunmasının ise oyunda çok önemli bir yenilikle karşılaşmamıza yardımcı olacağını söylememiz lazım. Bu birçok kişi tarafından oyunda olumlu ve güzel bir gelişme olarak gösterilen Amerika Kıtası’nın bulunuşu. Evet bunu oyunda sizin yapmanız mümkün. Oyunda Amerika Kıtası’nı bulmanız mümkün. Böylece oranın yerlileriyle de mücadele edebileceksiniz. Bu oyunun bakış açısının genişlemesi manasına da geliyor açıkçası. Tabii ki Amerika’nın keşfi öyle çok kolay bir şey değil. Orayı keşfedebilmek için gerçekten çok güçlü bir ülke haline gelmiş olmanız gerekiyor.Savaşın Acımasızlığına Şahit Olun
Oyundaki en çok göze çarpan yenilikler ise hiç şüphesiz ki savaş alanında yapılmış. Grafiksel gelişim, gerçekten had safhada. Serinin hiç bir oyunuyla kıyaslanamayacak grafiklere ve efektlere sahip Medieval 2: Total War. Savaş alanının görünümü, çevresel çizimler, ağaçlar, sular, etrafta bulunan binalar vs. mükemmel görünüyorlar. Görüntüsel gelişim ise oyunu çok daha gerçekçi kılıyor açıkçası. Savaş alanlarında olabilecek hiç bir şey göz ardı edilmemiş. Bunun dışında artık savaş alanları eskisine oranla daha detaylandırılmış. Dümdüz arazilerle karşılaşmak pek mümkün olmayacak. Etrafa serpiştirilmiş bazı binalarla karşılaşabileceğiz. Bu binalarla birebir etkileşim mümkün olmasa da, bunları bir koruma gibi kullanmamız mümkün. Düşman okçularının ateşinden kurtulmak amacıyla hemen yakınımızdaki bir binanın, küçük bir kalenin arkasına saklanmamız mümkün. Tarlalar, Campaign Mod’da inşa edilmiş olan bazı binalar, küçük kaleler, evler gibi birçok bina olabilecek savaş ekranlarında. Savaş meydanları da tabii olarak, bulundukları coğrafik konumun özellikleriyle bezenmiş olacak. Çölde yapılan savaşlarda karşılaşabileceğiniz şartlar ile kuzeyde bir bölgede yapılan savaşlar arasında büyük farklar olacaktır. Bu da stratejimizi bu yönde belirlememiz gerektiğini gösteriyor bize. Grafiksel değişim gerçekten çok iyi demiştik. Bunu en iyi şekilde askeri birimler üzerinde görebiliyoruz. Ordu içerisinde aynı birimlere ait askerlerin üzerindeki zırhlar, kakanlar vs. mükemmel çizilmiş ve her şekilde tekdüzelikten kaçmak amacıyla yapılmış olsa gerek, yine aynı tür askerlerin giydiği farklı desenlere sahip zırhlar, kalkanlar, miğferler vs. askeri birimler üzerinde görmek mümkün.
Bu konuda Hıristiyan ülkelerine ait askeri birimlerde ne denli özen gösterilmiş, ne kadar farklı ve capcanlı grafiklere ve çizimlere sahiplerse, Müslüman ülkelerinde ve özellikle Türk birimlerinde o kadar basitlik ve baştan savmalık söz konusu. Farklı kıyafetler giyen birim sayısı Hristiyan ülkelerine oranla çok ama çok komik bir durumda. Eğer Avrupa ülkelerinin birimlerinde bu kadar detay olmasaydı, Türk birimleri için aynı şeyi söyleyebilir miydik bilmiyorum ama onlarda bu ince çalışmayı, bu canlılığı görünce, Türk birimlerinde neden yok diye sormadan edemiyoruz. Ama şunu da düşünmek lazım, adamlar Türkleri Arap yapmışlarken, birde detaylı çizim yapmalarını beklemek mantıklı olmayacaktır. Grafiksel gelişimi yine en iyi şekilde gözlemleyebileceğimiz kaleler ve şehirlerle karşılaşıyoruz oyunda. Müthiş bir detay söz konusu. Her şey çok daha ince düşünülmüş ve şehirlere gerçek bir şehir havası verilmiş. Bulundukları bölgeleri çok ama çok iyi yansıtıyor kaleler ve şehirler. Bu noktada biz yine nasibimizi alamamış durumdayız. Çünkü bizim kalelerimiz ve şehirlerimiz her şeyimizde olduğu gibi Arap yapılmış. Maalesef böyle bir mantıksızlıkla karşı karşıyayız ve bu konudaki sıkıntımı, üzüntümü nasıl ifade edeceğimi dahi bilmiyorum. Bunun yalnızca büyük bir ayıp olduğunu tekrar ifade etmeliyim. Her neyse, oyunda yinede genel olarak mükemmel çizilmiş şehirler var. İçerisi çok daha detaylı ve grafiksel gelişimden sonuna kadar paylarını almışlar kaleler ve şehirler.
Grafiklerin yanı sıra oyundaki efektler de oldukça üst noktalara taşınmış kalite olarak. Patlamalar, ateşler, top veya mancınık ateşi gibi menzil atışlarında kalenin aldığı zararlar o kadar gerçekçi ki… Duvarların yıkılışı o kadar gerçekçi olmuş ki bunu sadece görmeniz lazım. Kale kapısının yıkılması ise tam tersine çok saçma olmuş. Kalelerde yaptığınız veya yapılmış gelişmeleri birebir savaş anında görmek mümkün. Kale gelişmeleri arasında Ballista Tower gibi düşmana saldırı öncesi büyük bir zarar verecek gelişmenin dışında, diğer okçu kulelerinin yerleştirilmesiyle de düşmanlar kaleye yaklaşmadan, büyük zarara uğramalarına sebebiyet verebilirsiniz. Ama unutmayın ki, düşmanın elindeki uzun menzilli araçlar kalenizi atış menzilinden çok daha uzaktan vurabilirler ki bu konuda özellikle Türklerin elindeki Grand Bombard tam bir canavar. Bazı Avrupa ülkelerinin kullanmış oldukları Basilisk�te bu konuda çok güçlü bir silah. Ünitelerle ilgili detaylı incelemenin olduğu bölümden bu birimlerle ilgili daha net bilgilere ulaşabilirsiniz. Efektler, oyundaki harika karakter animasyonlarıyla birleşince karşımıza yine oldukça başarılı olarak hazırlanmış savaş sahneleri çıkıyor. Ateşli okların, tüfek atışlarının ardından düşmana taarruza geçmiş olan birimlerin, koşmaları bile savaşta olduklarını izlenimini vermeyi başarıyor. Medieval 2: Total War’daki en hoş gelişmelerden biride savaş animasyonları. Askerler artık savaşırken sadece kılıç sallamıyorlar, birbirleriyle açıkça savaşıyorlar. Düşmanın hamlelerine karşılık verip, kendi hamlelerini gerçekleştiriyorlar ve en önemlisi oyunda yeni eklenmiş bir özellik olarak combo dövüş sistemlerini uygulayabiliyorlar. Bunu biraz açacak olursak, bir kaç madde halinde sıralandırmamız mümkün. Bir askerinizin , bir kaç kılıç darbesini, farklı şekilde sıralandırmasının yanı sıra, 2-3 askerinizin bir askere veya 2 askere karşı ortaklaşa yaptıkları öldürücü hareketlerde bu kombo sistemine dahil. Bir örnek verecek olursak, bir askeriniz düşmanı kollarından tutarken diğeri boynunu kesebiliyor. Bu tür olumlu gelişmeler ile yapımcılar yüzümüzü güldürmeyi başardılar gerçekten. Kan efektleri, askerlerin ölme animasyonları vs. de çok başarılı yapılmış. Benim animasyonlar arasında en çok hoşuma giden ise atların hücum sırasındaki koşma, yavaşlama ve hızlanma şekilleri. Çok iyi canlandırılmış. Atlar düşmana hücum üzere koşmaya başladıklarında, görüntüleri sizleri heyecanlandırmaya yetecektir. Oyunda ses efektleri, seslendirmeler, atmosferi yansıtan sesler vs. aklınıza gelebilecek her türlü seslendirme çok başarılı. Patlamalar, yağmurun, fırtınanın, karın sesi, askerlerin silah sesleri, hareketleri sırasındaki sesler. Oyundaki atların, fillerin, topların, tüfeklerin sesleri çok kaliteli. Her şey yerli yerinde. Eksik gösterilebilecek kadar dikkat çeken hiç bir ses hatasına rastlamadım diyebilirim. Seslerle ilgili tek sorun yine Arap aksanıyla konuşan Türk birimleri olsa gerek.Savaşlar sırasında komutanların önemi eski oyunlardaki kadar çok olmasa da, ordunun başında bulunmalarının askerlerin üzerindeki etkisi çok daha fazla. Komutanınızı kaybetmemek için onu savaşın en son anlarına kadar düşmandan uzak tutmanız bir çok zaman karınıza olacaktır. Rome: Total War’da olduğu gibi komutanların savaşın başında askerlere yaptıkları gaza getirici konuşmalar oyundan kaldırılmış. Eski oyundaki gibi olmasındansa böyle olması daha iyi tabii ki ama, aslında çok daha fazla ses koyarak, farklı kişilere seslendirme yaparak bunu oyuna daha gelişmiş bir halde ekleselerdi de fena olmazdı. Komutanınızın kalitesi savaşlardaki gidişatı yine olumlu yönde etkileyecektir. Tüm askeri birimleriniz savaştıkça tecrübe kazanacak, rütbeleri ve silah kullanma yetileri artacaktır. Bunları da birimlerin üzerindeki ifadelerden anlayabilmeniz mümkün. Komutanlar savaşların dışında farklı yeteneklere ve özelliklere de sahip olmak zorundalar. Komutanlara ait 4 özellik var. Komuta gücü, Cesaret, Bağlılık ve Dindarlık. Komutanlarınızda savaştıkça komuta güçlerinde artış olduğu gibi, şehirdeki yaptıkları(o komutanın bulunduğu şehirde yaptığınız) gelişmeler sonucu da yönetim gücü artacaktır. Komutanlarınız savaşlar sırasındaki cesaretleri, yönetimleri veya savaş sonrası yaptıkları kıyımlarıyla, bir lakap sahibi olabiliyorlar. Büyük Savaşçı, Zalim , Acımasız, Büyük vs. gibi lakaplarla anılır hale gelebilecekler. Komutanlarımızın hepsi ya saltanat soyundan geliyorlar ya da saltanat soyundan gelen kadınların eşleri oluyorlar. Bunları grafiksel olarak soy-ağacında görmeniz mümkün. Kim kimin oğlu, kim kimin kızı, karısı veya kocası, bunları takip etmeniz mümkün. Soy-ağacında Hükümdarı ve onun varisinin kim olduğunu da görebilirsiniz. Fakat eski oyunda olduğu gibi varisi değiştirme şansınız yok. Saltanat veya Kraliyet kadınlarıyla evlenmek isteyen kişilere olumlu veya olumsuz cevabı siz veriyorsunuz. Unutmayın ki artık onlarda soyağacınıza eklenecekler. Bunun dışında savaşlarda yüksek başarı gösteren başında komutan olmayan bir birimin içinden birisine de komutanlık şerefi verilebiliyor.
Bilindiği üzere eski oyunlarda da olduğu gibi oyunda Free-Cam sistemi mevcut. Kamera sistemi birazda olsa kontrol bakımından değiştirilmişse de, eskisi gibi çok detaylı ve çok kullanışlı. İstediğiniz açıdan istediğiniz yükseklikten savaşı görmeniz ve ona göre taktiklerinizi belirlemeniz mümkün. Ama tabii ki yine hiç bir askeri biriminizin olmadığı bölgeleri görüntüleyemiyorsunuz. Uzak cisimlerin ise yaptığınız grafiksel detaylandırmaya oranla görünebilirliği artıyor. Oyun gerçekten çok yüksek bir sistem istiyor fakat, bu isteğinin karşılığını da sonuna kadar veriyor grafik ve efekt olarak.
Hava şartları ise mükemmel denebilecek düzeyde yine. Çok başarılı olmuş. Belki oyundaki en kaliteli yapılmış şeydir diyebilirim. Yağmur, kar, rüzgâr, fırtına, kum fırtınası, çöl şartları, kar fırtınaları, sis, karanlık, gökyüzünün görüntüsü, Aşırı güneş vs. gibi aklınıza gelebilecek her türlü hava şartı oyunda mükemmel yansıtılmış. Savaş atmosferi hava şartlarına göre o kadar çok değişiyor ki anlatmak bunu çok zor gerçekten. Bir kar fırtınası sırasında, savaşın çok daha zor olduğunu hissedeceksiniz. Çöl güneşi altında askerlerinizi çok daha çabuk bittiklerini görecek, yağmurlu bir havada birimlerinizin hareketlerindeki değişikliği fark edeceksiniz. Bununla birlikte hava şartlarındaki değişimlerde unutulmamış. Savaş sırasında yağan yağmur bir anda kesilip, yavaş yavaş havanın açıldığını görebileceğiniz gibi bunun tam tersi de olabilecek. Her taraf kar içinde olan bir yerdeyken bir anda kar fırtınasının başladığına şahit olabileceksiniz. Bunlar oyunun atmosferini çok önemli ölçüde etkiliyor ve gerçekçilik adına çok büyük katkıda bulunuyor. Bunların da grafiksel çizimleri çok başarılı, yağmur yağdığında, kar yağdığında bunu gerçekten hissediyorsunuz. Hava şartlarına göre zeminde değişiyor tabii ki.
Gücü Yönetmek
Ülkenizin güçlenmesiyle birlikte karşınıza çıkacak sorunların sayısının artabileceğini söylemiştik. Bu sorunlar size düşman olan ülkelerin size yaptıklarının dışında, kendi içinizde olabilecek bölünmeler, dağılmalar, isyanlar, ihanetler gibi şeylerle de karşılaşıyorsunuz. Sürekli tehdit altında olan bir yönetiminiz olduğu anda farkında bile olmayabiliyorsunuz. Yönetiminiz sizden sürekli bazı görevleri yerine getirmenizi isteyebiliyorken, aynı şekilde başka devletlere bağlı kişiler tarafından da size özel istekler gelebiliyor. Bu tür şeyleri sizin içinizden olan ve en yakınınız olan kişilerde başkalarından isteyebiliyorlar ve bu sizin için gizli ama büyük bir tehdite dönüşüyor. Oyunda karşımıza birçok farklı görev çıkabiliyor ve bunların karşılığı olarak belirli ödüller alıyorsunuz. Düşman limanını veya kalesini bir kaç turn kuşatma altında tutup zarar vermeniz istenebildiği gibi, örneğin İngiliz Kralı’nın oğlu,”benim babam şöyle bir adam, onun yönetiminde ülkemiz güç kaybediyor, onu bir suikastçıyla öldür sana şu kadar altın vereceğim ve benim yönetimimde ilişkilerimizi geliştireceğim” diye bir teklifle karşınıza çıkabiliyor. Bunları yapmak elinizde. Ama yapmadığınız taktirde bazı olumsuzluklarla karşılaşmanız kaçınılmaz. Yine aynı örnek üzerinden bakacak olursak, İngiltere kralının oğlu niye yapmadın diyerek size kin gütmeye başlayacaktır ve bir şekilde başa geçtiğinde ise size pek olumlu yaklaşacağını sanmayın. İlişkiler daha kötüye gitmiş olacak böylece. En başta da dediğim gibi attığımız her adımdan önce 2 kez düşünmemiz gerekiyor. Etrafınızdaki düşman ajanları sizin içinde her zaman büyük bir tehdit olabilirler. Onlardan en uygun yolla kurtulmaya çalışmanız sizin yararınıza olacaktır. Yazının başında da söylenebilirdi bunlar ama, incelemenin gidişatını bozmak istemedim. Oyunumuzda ana menüde options ve çıkış seçeneklerinin dışında Single Player ve Multiplayer olmak üzere iki seçeneğimiz var. Multiplayer modlarında ise ağdan veya internet üzerinden oynama şansımız mevcut. Multiplayer mod da sadece savaş yapabiliyoruz. Yani kampanya seçeneğimiz yok. Single Player modunda ise menüde karşımıza “Tutorial, Grand Campaign, Historical Battle, Quick Battle ve Custom Battle seçenekleri mevcut.” Tutorial tabii ki oyunu nasıl oynayabileceğinizi öğrenmeniz amaçlı yapılmış bölüm. Historical Battle seçeneğinde , tarihsel gerçek savaşları oynama şansı sunuluyor bizlere. Quick Battle seçeneğinde bilgisayarın rasgele ayarladığı bir savaşı oynayabiliyorsunuz. Custom Battle da ise istediğiniz ülkeye istediğiniz birimleri ekleyip, rakibinizi de ayarlayıp savaşabiliyorsunuz. En can alıcı nokta tabii ki Grand Campaign modu. Bu seçeneğe girdiğimizde karşımıza seçilebilir durumda 5 ülke çıkacak bunlar; “England, France, Holy Roman Empire, Spain, Venice”. Bunun dışında oyunda kapalı olarak bulunan ve ana kampanyayı bu 5 ülkeden biriyle bitirdiğimizde açılan 12 ülke var. Bunlar; Sicily, Milan, Scotland(İskoçya), Byzantium(Bizans), Russia(Rusya), Moors(Emeviler), Turks(Türkler), Egypt(Mısır), Denmark(Danimarka), Portugal(Portekiz), Poland(Polonya), Hungary(Macaristan). Bunları kampanyayı bitirip açmak mümkün olduğu gibi oyunun “descr_strat” dosyasıyla oynama yaparak da açmak mümkün. Oyunda açılamaz olarak görünen(fakat modlar tarafından açılan) 5 seçeneğimiz daha var. Bunlar ; Papal_states(Papalık), Aztecs(Aztekler), Mongols(Moğollar), Timurids(Timurlar), Slave(köleler). Herhangi birini seçip zorluk ayarını yaptıktan sonra ekranın ortasında seçtiğimiz ülke ile ilgili genel tarihi bilgilerin bulunduğu kısmı okuyabilirsiniz. Start dediğimizde, genel oyun videosuyla karşılaşıyoruz. Videonun bitiminde ise ana campaign ekranıyla karşı karşıyayız. Alt tarafta sıralanan birimlerin, kalelerdeki binaların ve ajanların gösterildiği çubuk bu ekranda en çok gözümüzün önünde olan yer olacak. Sağ taraftaki para küpü şekline tıkladığımızda ülkemizin finansal durumuna bakabiliyoruz. Hemen üstündeki kum saati turn geçmemize yarıyor. Her turn de 2 yıl ileri gidiyoruz. Oyunun ana kampanyası 1080 yılında başlayıp 1530 yılında sona eriyor ama tabii ki buınu descr_strat dosyasıyla değiştirmek mümkün.1 turnde geçecek zamanı da ayarlayabiliyoruz bu sayede. Sol taraftaki mektup işaretinde o anda aktif olan görevleri veya Cihad ile Haçlı seferlerini görmek mümkün. Sağ tarafta bulunan ülkenizin bayrağına tıkladığınızda ise Overviews menüsüne girebilirsiniz. Burada Faction sekmesinde ülkenizle ile ilgili genel bilgilere(kaç komutan var, kaç kale var vs. gibi) ulaşmanız ve hemen yanındaki Diplomacy sekmesinden dost ve düşmanlarınızı görmeniz mümkün. Para küpünün yanındaki seçenekten askeri birim üretebiliyoruz veya satın alabiliyoruz. Hemen onun yanındaki seçenekte ise kalelerde bina üretimi yapabilmekteyiz. Bina üretimleri elinizdeki paraya göre oluyor ve her binanın üretimi için belirli bir süre geçmesi gerekiyor. Her turn de 2 yıl geçtiğini varsayarsak 6 turn süren bir bina için 12 yıl geçmiş olacak ki bu aslında çok ama çok mantıksız bir süre. Ünite üretim seçenekleri de değiştirilmiş. Kalenizin özelliğine ve gelişmişliğine oranla, orada üretilebilen askerler belirli sayıda mevcut tutuluyor ve siz ihtiyacınız ve paranız olduğu anda ordunuza dahil edebiliyorsunuz. Bu şekilde bir asker için bir kaç turn beklemeniz gibi bir şeyde kalmamış oluyor. Yine kalenizin özelliğine göre bir turnde 2-3 askeri birimi orduya dahil edebilmeniz mümkün. Askerleri üretebilmek için o şehirde gerekli binaları yapmış olmanız yeterli. Kale içerisinde asker üretimi bina üretimi yapılabildiği gibi, yıkılan ve savaşlar sırasında zarar gören binaları tamir etmeniz ve zarar görmüş askeri birimlerinizi iyileştirmeniz mümkün. Askerleriniz savaşlarda olabileceği gibi, doğal felaketlerde, ayaklanmalarda ve şehirde oluşabilecek salgın hastalıklarda da zarar görebiliyorlar. Bu tür durumlarda nüfusta da azalma meydana geliyor.
Oyunda yapılması en güç olan şeylerden biri ekonomiyi güçlü tutabilmek. Bunun için bol bol ekonomik getiri sağlayan bina yapmanız gerekecek. Tarlaları, ticaret yollarını olabildiğince geliştirmeniz gerekecek. Ekonomiyi ayakta tutmak gerçekten çok zor. Birçok unsur ekonominize zarar verdiği içinde eksilerde gezen bir ekonomiyle oyunda bir hiç olmaya doğru gidebilirsiniz. Bir kale ele geçirdiğinizde oranın geliri artık sizin oluyor ve hazineden bir miktar para kasanıza direkt olarak giriyor. Ele geçirdiğiniz bölgenin liderini ve orada teslim aldığınız askerleri öldürebileceğiniz gibi, isterseniz şehirde bir kıyım yapıp sizi istemeyen herkesi öldürüp soykırım yapabilir, isterseniz de sadece oranın yöneticisini kovabilirsiniz. Bunu da yapmayıp işleri oluruna bırakmanız da mümkün. Tercih tamamen size kalmış. Komutanlarınız etrafta gezerken paralı askerler satın alabilir, istediğiniz yerlere küçük kaleler ve watch tower(izleme kulesi) kurabilirler. Daha doğrusu kurdurabilirler. Dinsel bazı mücadelelerde oyunda söz konusu. Oyunda Hristiyan ülkeler Müslüman ülkelere(ve ne ilginçtir ki Hristiyan başka bir ülkeye) haçlı seferi(crusade) düzenleyebiliyorlarken, Müslüman ülkelerde Cihad ilan edebiliyorlar. Bunlar dinsel çatışmalardan çok taktiksel hamleler olarak karşımıza çıkıyorlar genelde. Size saldırılar yapan bir ülkeyi başınızdan savmanın en güzel yolu onların üzerine Cihad veya Haçlı seferi ilan etmeniz olacaktır. Böylece başlarına bela sarmış oluyorsunuz. Düzenlediğiniz bu tür seferlere, size düşman dahi olsalar dindaşınız olan diğer ülkelerden cevap gelme olasılığı yüksek. Cihad orduları için özel bir birim aktif hale geliyor ve Cihad ordusu komutanları bu birimleri orduya dahil edebiliyorlar. Aynı durum Haçlı orduları için de geçerliÇağrıya Kulak Verin
Aslını soracak olursanız oyunda savaş ekranında bir çok bug ve bir çok yapay zeka hatası mevcut(tu). Çıkan yama ile bunlar büyük ölçüde düzeltildiği için oyuna kızmak pek mantıklı değil. İlk çıktığı haliyle saldırmayan düşman askerleri nedeniyle, sıkıcı ve kolayca kazanılar savaşlar ile karşılaşıyorduk. Bu konuda yama yapay zeka hatasını neredeyse tamamen çözmüş. Bir çok durumda artık çok daha zorlayıcı bir yapay zeka ile karşı karşıyayız. Savaş ekranında haritayı en iyi şekilde kullanmanız gerekiyor. Her türlü saha şartına açık olmanız ve bunu bir şekilde ordunuzun lehine kullanmanız lazım. Çünkü geliştirilmiş yapay zeka elinden geldiğince şartlarını zorlayacak ve sizi gafil avlamaya çalışacaktır. Bir anda sol tarafınızdaki ağaçların arkasından çıkıp sizi gafil avlayan bir düşmanla karşılaşabileceksiniz. O yüzden her adımı dikkatli atmanız gerekiyor. Oyunda
| beklenmedik anlarda gerçekleşen Moğol ve Timurlu akınları oyunda sizi en çok zorlayan şeyler olacaktır diyebilirim. Ellerinde birçok fil bulunan Timurlar benim başımdaki en büyük bela oldular ve onları defedebilmek için binlerce askerimi heba ettim ve ekonomimden de büyük kayıplar yaşadım. Bunlar sizinde başınıza gelebilecek. Oyunda her ne kadar çok bug da olsa, yapay zeka ile ilgili bir takım hatalar hala bulunuyor da olsa ve hatta Türkler adeta Arap yapılmış olsa da, Medieval 2: Total War genel olarak bakıldığında, gerçek manada çok kaliteli bir oyun. Tam bir klasik. Elinizden düşüremeyeceğiniz bir oyun. Çok bağlayıcı ve tam bir zaman düşmanı. Her şeyiyle sizi ekrana kilitleyeceğinden emin olabilirsiniz. Bu oyundan kurtuluşun tek yolu bu türden nefret ediyor olmanızdır. Ama ben bu türden nefret eden birinin oyunu oynarken görüp, acaba ben de yüklesem mi dediğine şahit oldum. Öyle bir şey yani bu oyun. Oyunlarla çok güzel zamanlar geçirmeniz dileğiyle. Oyunlar sizi değil, siz oyunları yönetin. Kendinize iyi bakın.
Ülke incelemelerine daha rahat ulaşabilmeniz için kısayollar:
Türkler
Aztekler
Bizans
Danimarka
Emeviler
İngilizler
İskoçya
İspanya
Kutsal Roma İmparatorluğu
Macaristan
Milan
Mısır
Moğollar
Papalık Devletleri
Polonya
Portekiz
Rusya
Sicilya
Timurlar
Venedik
Fransa
Ülke tanıtımları Total-War Türkiye ekibi tarafından oyun içi bilgilerden ve IGN rehberlerinden derlenmiştir. Kendilerine teşekkür ediyoruz.
|
Türkler (Turks)
Türkler Ortadoğu’ya görece yeni gelenler olmakla birlikte onların Orta Asya steplerden göç ettiklerinden beri bu topraklar üzerinde sahip oldukları tesir en eski ve en güçlü komşu hanedanlıkların temellerini sarsmaya yetecek kadar derindir. Abbasi Halifeliğini Buyiler den alarak ve Bizanslıları Malazgirt’e ezerek Türkler Doğu İslam dünyasına onları Arabistan ve İran için asırlarca en büyük güç haline getirecek olan birliği gerçekleştirdiler. Yerleşmek Türklerin güçlerini pekiştirmelerinin en önemli sırrıdır. Geleneksel olarak göçebe olan bu halk sonunda merkezi bir yönetim biçimini benimseyerek Selçuklu devletini kurdular. Yüzyıllardır süregelen atlı savaş ve gerilla yeteneklerini göz önüne alırsak, Türkler geniş bir devleti tek bir tahttan yönetmek konusunda inanılmaz bir yetenek gösterdiler. Yakın bir gelecekte gurur ve kendini yeterli görme hissinin Selçuklu devletinin en büyük problemleri olacağı görülebilir. Bizans’ın Malazgirt’ten sonra Türkleri hafife alacağını varsaymanın aptallık olacağı ve yeniden Anadolunun kontrolünü ele geçirmeyi düşünecekleri beklenebilir. Mısırdaki Fatımi Halifeliğininde Nil’in bereketli kıyılarından memnun memnun bakacaklarını varsaymakta aptallık olacaktır, Kutsal toprakların kontrolünü ele geçirmek için çok iyi pozisyon almış gibi durmaktalar. Türkler karakteristik yeteneklerini yeni merkezi sistem geleneğiyle birleştirdikleri sürece dünya’nın bu köşesindeki yerleri güvenli gibi görünüyor.
PİYADELER
Peasants:
Ortaçağ toplumunun en alt seviyesinde yaşamak kolay ya da sağlıklı değildir. Savaş zamanları köylüler çiftliklerinden alınarak milis görevi üstlenirlerdi, Şanslı olanlarına basit silahlar da verilirdi. Şaşılmayacağı üzere disiplinden yoksun birliklerdir ve kaçma konusunda dövüşmekten çok daha iyilerdir.
Azabs:
Savaş zamanları tüm yerleşimlerden savaşa hazır birlikler çıkarmaları beklenirdi. Bu az eğitimli ve kalitesiz ekipmanlı hafif piyadeler köyleri ve köprü başlarını koruyup daha ağır ve kaliteli birliklere destek olurlar.
Town Millitia:
Mızrak kullanan askerlerdir. Bu askerler hafif zırhlı ve mızraklı olduklarından ordularda destek birimleri gibi görev alırlar. Çoğunlukla yerel halktan oluşturulur. Avrupalıların kutsal topraklardaki emelleri yüzünden evlerini savunmakla oldukça meşguldürler.
Spear Millitia:
Yaygın olarak Avrupa’da köylüler ya da yerleşimciler yolları, yerleşimleri korumak ve gerektiğinde orduyu desteklemek için milis olarak görev alırlardı. Biraz eğitim alıp mızrakla silahlandırılmış çok az ya da hiç zırh kullanmayan destek birimleridir. Daha ağır ya da daha iyi birimleri desteklemek için kullanılırlar ve çoğunlukla yerel halktan oluşturulur. Avrupalıların kutsal topraklardaki emelleri yüzünden evlerini savunmakla oldukça meşguldürler.
Turkish Javelinmen:
Bir azap grubudur. Yöresel askerlerden oluşur, ya hiç zırh kullanmazlar ya da hafif zırhlar giyerler. Düşman okçularını vurmak ve düşmanın kanatlarını zaiyata uğratmak için kullanılırlar.
Janissary Heavy Infantry:
14. Yüzyılda kurulan bir gruptur. Ele geçirilen esirlerin 5te 1′i Sultana verilirdi. Müslümanlaştırılan bu askerler tüm piyade hücumlarında başı çeken elit teber ve zincir zırh kullanan birimlerdir. Cesur ve onurludurlar.
Saracen Militia:
Bu milisler diğer milislere oranla çok daha iyi eğitimli ve silahlıdırlar. Evlerini ve vatanlarını korumak için kurulmuşlardır. Mızrak ve zincir zırh kullanırlar ve bu askerler savaş meydanında kendi başlarının çaresine bakabilirler ve mızrakları sayesinde pek çok süvariye de kafa tutabilirler.
Halberd Millitia:
Halberd kullanan milislerdir. Evlerini kısaca vatanlarını savunurlar; ama kullandıkları silah zırhlara karşı çok etkili olduğundan zırhlı düşmana karşı kullanılmasında bir sakınca yoktur. Ayrıca süvarileride alt edebilirler.
Hashishim:
Kökeni İran içlerine uzanan dinsel bir gruptur. Bir arada savaşan usta suikastçilerdir. Gizlenme konusunda ustadırlar. Pek çok noktada pusular kurabilirler. Kılıç ve kalkan kullanırlar.
Dismounted Sipahi Lancers:
Sipahiler toprak sahiplerinin yetiştirdiği askerlerdir. Özellikle Osmanlı’nın batı topraklarında ki sipahilerin çoğu hristiyan kalmıştır. (Bu doğru mu yanlış mı bilen biri açıklasa iyi olur) mızrak taşıyan sipahiler diğer sipahilerin aksine yakın dövüşte çok ama çok iyidir ama ok kullanmazlar. Yaya ya da at sırtında dövüşebilirler.
MENZİL BİRİMLER
Peasant Archers:
Avrupada köylülerin çoğu ordulara silah zoruyla alınırsa da bazılarıda bunu para kazanma ve yolculuk fırsatı olarak görenler de mevcuttu. Peasant Archerlar günlük hayatlarında avlanırken ok kullanmaya alışmış, yayı nasıl kullanacağını bilen köylülerdir. Bu askerler kısa yaylar, bıçaklarla donatılmıştır. Şanslı olanları az da olsa zırh kuşanabilir.
Turkish Archers:
Yerel halk, çiftçiler ve işgal edilen bölgelerin halkından oluşur. Bölükler genelde Türk toplumunun en alt sınıfından gelenlerden oluşur, ok ve yay kullanmaya alışık olduklarından atıcılık konusunda iyidirler, ama yakın dövüşte iyi değildirler. Düşman okçularını vurmak ve kanatlarına kayıp verdirmek için iyidir.
Ottoman Infantry:
Oldukça kaliteli bir birimdir. Hem ok hem kılıç kullanırlar. İyi techizatları ve zırhları vardır. Düşmanı önce oklar sonra işini bitirmek için yakın dövüşe geçerler.
Janissary Archers:
Janissary yeniçeri yani yeni asker anlamına gelmektedir. Gayrimüslüm gençlerin esir olarak alınıp eğitilmesi ile Sultanın ordusunda hizmete girerler. Janissary Archers uzman okçulardır piyadeler ilerlemeden önce düşman askerlerini vurup hatların bozulmasını sağlarlar.
Janissary Musketeers:
Yeniçeriler ateşli silahlara geçilmesiyle birlikte hızlıca ateşli silahlara adapte oldular ve tüfekleri de yaylar gibi ustaca kullanmaya başladılar.
Naffatun:
Bu askerler seramik kapların içinde sıvı kimyasallar taşırlar. Bunlar bir noktaya çarpıp kırıldığında her türlü zırhın içine akabilir çünkü; madde sıvıdır. En cesur adamlar bile bu silahla ölenleri görünce korkarlar.
Hand Gunners:
Kısa mesafeli barutlu silahlardır. Aslında kişisel ateşli silahların ilk örnekleridir. Fiziksel hasardan çok sesi ve dumanıyla morale saldırır. Kısa menzili olduğundan kullanan askerler iyi zırhlar giyerler çünkü yakın dövüş kaçınılmaz olabilir.
SUVARİLER
Sipahi Lancers:
Sipahiler toprak sahiplerinin yetiştirdiği askerlerdir. Özellikle Osmanlının batı topraklarındaki sipahilerin çoğu hristiyan kalmıştır. Mızrak taşıyan sipahiler diğer sipahilerin aksine yakın dövüşte çok ama çok iyidir ama ok kullanmazlar. Yaya ya da at sırtında dövüşebilirler.
Qapukulu:
(Kapıkulunun ne olduğunun bizde bilinmesinden anlamsal kısmını geçiyorum.) Asillerin çocuklarından ve devşirmelerden oluşan doğrudan sultana bağlı süvari grubudur. Yeniçerilerden de üstün olarak en elit askerlerimizdir. Yakın dövüş için gürzler kullanırlar ve çok iyi zırhları vardır.
General’s Bodyguard:
Bu yenilmez askerlerin görevi generali korumaktır. Bu elit birimdeki askerler mızrak ve ağır zincir zırh ya da döküm zırh kullanırlar. Son derece sadık ve disiplinlidirler bu askerlerin kaldıramayacağı çok az şey vardır. Generalleri korumalarının yanı sıra mükemmel ağır süvarilerdir neredeyse tüm düşmanları önlerine katıp sürükleyebilirler.
Atlı Okçular:
Turkish Horse Archers:
Göçmen kültürümüzden gelen alışkanlıkları sayesinde yüksek manevra yeteneğine sahip ya hiç zırh giymeyen ya da hafif zırhlar tercih eden çok iyi ok atan atlı okçulardır. Hareket halinde ok atarak düşmana zarar verirken, hızları sayesinde hasar görmemeye çalışırlar.
Turkomans:
Göçebe kültürden ata binmeye ve ok atmaya alışkın bu askerlerin ünü büyüktür. Birleşik yay ana silahları olsada, gerekirse yakın dövüşe girebilirler. Özellikle zayıflattıkları ya da bozdukları düşmanlara saldırılar yapabilirler.
Sipahis:
Sipahiler toprak sahiplerinin yetiştirdiği askerlerdir. Özellikle Osmanlının batı topraklarındaki sipahilerin bir kısmı hristiyan kalmıştır ve daha hafif versiyonlara göre daha hantal olsalarda bu askerler iyi zırhlı atlı okçulardır. İstedikleri zaman yakın dövüşe girebilirler.
SAVAŞ ALETLERİ
Ballista:
Aslında dev ebatlardaki tatar yayından başka birşey değildir. Yunanistanda icat edilmiştir. 100 metrenin üzerindeki mesafelere bile atış yapabilir. Birkaç kişiyi aynı okla öldürebilir.
Catapult:
Tahtadan yapılan ve duvarları yıkabilecek kadar büyük taşlar atan roma döneminden gelen bir kuşatma aletidir. Ortaçağ’ da yerine çok daha yeni ve güçlü araçlar geçmiştir.
Trebuchet:
11. yüzyıldan önce catapult ve mangonelin geliştirilmesiyle ortaya çıkan ve hızlıca yayılan bir araçtır. Büyük kayalar atabilmesinin yanısıra yanan kayalar ya da çürümüş hayvan leşleri atarak ta düşmanı yıpratabilir.
Cannon:
15�nci yüzyılın ortalarından sonlarına kadar kullanılan bir silahtır. Tekerlekler üzerine oturtulmuş gelişmiş bir gövdeden oluşur. Düşman duvarlarını daha uzak mesafelerden yok edebilen ve düşman askerlerine karşı kullanınan patlayıcılı gülleler kullanır. Duyulan korkuyu hakeder.
Bombard:
İlk ve en ilkel barut kullanan kuşatma silahları, Çin ve batı avrupada 14�ncü yüzyıl başlarında yapıldı. Dünyaya 14�ncü yüzyıl sonralarında yayıldı. Bronz ya da demirden yapılan düşman savunamsını yıkmak için ateş topları atması için geliştirilen bir silahtı. Özellikle düşman askerlerine karşı oldukça isabetsizdir.
Grand Bombard:
İlk versiyonların gelişmesiyle 15�nci yüzyılda ortaya çıktı ve daha uzun menzil ve daha ciddi hasarlar için tasarlandı. Demirden yapılan bu kuşatma silahları düşman savunmalarına ciddi hasarlar verebilir. İlk versiyonu gibi düşman askerleri üzerine de ateşlenerek düşmanın canını yakabilir.
Monster Bombard:
Tüm silahları bitirebilecek bir silah. Neredeyse yarım tonluk güllelerle hedefini yerle bir etme amacıyla yapılan bu silahın ateş gücü korkunçtur. Tek zayıf denebilecek yönü doldurma süresinin sonsuzluk gibi olmasıdır. |
indirmem lazım
Kasım 2nd, 2009 at 8:55 pm